SON HABERLER :
Firari arıların izini sürerek bal topluyor MEME KANSERİNDEN KORUNMANIN 9 YOLU HASTALIKLARA KARŞI 8 ETKİLİ ÖNLEM ÜZÜLDÜĞÜNÜZDE GÖĞSÜNÜZ SIKIŞIYORSA… Tur midibüsü şoförlerinden Rus rehbere dayak
/ RÖPORTAJ
‘İllede Siyasi İstikrar’
KONYSİAD Başkanı Bora Terzioğlu, patronların hükümetten beklentilerini Ekspes’e açıkladı.

Şimdi söz patronlarda! Seçim kargaşası geride kaldı, Ak Parti sandıktan iktidar olarak çıktı, şimdi ekonomiyi konuşmanın tam zamanı. Aylarca yaşanan siyasi ve ekonomik belirsizlik, yarınını göremeyen yatırımcı için bir risk faktörüydü. Peki bundan sonrası ne olur, yatırımcı ne bekliyor, ne istiyor? Antalyalı işadamlarının sözcülüğünü yapan KONYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Av. Bora Terzioğlu, ekonominin düze çıkması için ‘Yapısal Reformlar şart’ diyor.

‘Siyasi belirsizlik ortadan kalktı’

Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği KONYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Av. Bora Terzioğlu, görüşlerini sıralarken, ‘Ekonomik kalkınma ve büyüme için gerekli reformların hayata geçirilebilmesi demokrasi, hukukun üstünlüğü ve güvene dayalı bir siyasi istikrar zemini oluştuğu ve muhafaza edildiği sürece mümkün olabilir’ diyor. Ve devam ediyor ‘Ülkemizde oluşan siyasi belirsizlik ortamı,1 Kasım seçimleri sonucu, Ak Parti’nin tek başına iktidar olabilmek için gerekli çoğunluğu elde etmesiyle ortadan kalkmış oldu. Bu çerçevede, Türkiye’nin seçim öncesindeki, belirsizlik ortamında kaybettiği zamanı geri kazanabilmesi adına şimdi ekonomimizi geliştirmek için neler yapılabileceğini konuşmanın zamanı’. İşte Başkan Terzioğlu’nun Ekspres Gazetesi’nin sorularına verdiği çarpıcı yanıtlar.

Seçim aralığı ekonomiyi nasıl bir açmaza sürükledi?

‘Esasen ülkemizde son 2 senede 4 kere farklı seçim atmosferine girildi. Bu da özellikle yapısal reformların hayata geçirilmesini önemli ölçüde geciktirerek ekonomimizi olumsuz yönde etkiledi. 7 Haziran-1Kasım seçim aralığı dönemine bakacak olursak, bu dönemde önümüzde çok da öngörülemeyen bir tablo mevcuttu. Haziran seçimlerinin ardından yaşanan siyasi belirsizlik, koalisyon hükümeti kurulamaması nedeniyle yeniden bir seçim sürecine girilmesi, artan terör saldırıları ve şiddet olayları siyasi ve toplumsal konuları ülke gündemimizde daha üst sıralara taşırken, ekonomi ile ilgili konular ister istemez daha arka planda kaldı. Küresel ekonomik sorunlar ve en yoğun etkileşim içinde bulunduğumuz komşu bölgelerimizde yaşanan gelişmeler ile bu gelişmelerin ülkemize yansımaları da ekonomimiz açısından riskleri arttırdı. Bu dönemde borsada gerileme, dolar kurunun yükselmesi ve faizlerdeki artış şirketlerimizin kar oranlarını düşürürken, ithalatımızın maliyetini artırdı. Bu durum ithal ara mallara dayalı üretimin sekteye vurmasına ve ihracatta kur artışının getirdiği fırsatlardan faydalanamamamıza neden oldu’.

‘Yeni reformlar hayata geçmeli’

Ancak bu olumsuz tablonun oluşmasında 7 Haziran-1 Kasım döneminin yanı sıra dış piyasalardaki gelişmelerin de çok önemli rolü var. ABD’nin faiz politikaları sadece ülkemizde değil tüm gelişmekte olan ülkelerde kur dalgalanmalarına neden oluyor. Bu da riski ve belirsizliği arttırıyor tabii. Öte yandan Rusya’da yaşanan ekonomik kriz de geçtiğimiz sezon buradan ülkemize, özellikle Antalya’mıza gelen turist sayısında ciddi bir düşüşe neden oldu. Neyse ki bu kayıpların bir bölümü kur farkı ve Avrupa ülkelerinden gelen turist sayısındaki artış ile telafi edilebildi. Ayrıca ülkemizdeki ekonomik belirsizlik ortamı yerli turist sayısını ve harcama miktarını da olumsuz etkiledi. Yani ekonomik açıdan bir daralma sözkonusu oldu. Seçim sürecinin geride kalmasıyla birlikte artık önümüze bakmanın zamanı. Bundan sonra, ekonominin canlandırılması, büyümenin hızlandırılması ve yapısal sorunların çözülmesini teminen yeni reformların hayata geçirilmesini umut ediyoruz’.


Ekonomi nasıl düze çıkar. Patronların beklentileri neler?

‘Öncelikle siyasi istikrar. Her ne kadar seçimden çıkan tablo bunun sağlandığını işaret etse de, siyasi istikrarın devam ettirilmesi ve ekonomik reformların sürdürülmesi gerekmektedir. Bildiğiniz gibi, AK Parti Hükümetinin iktidarda olduğu geçtiğimiz 13 yılda birçok reforma imza atıldı. Ancak bunlar, genelde dünyadaki ekonomik dengelerin ülkemiz lehine olduğu dönemlerdeydi. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin uluslararası konjonktürün getirdiği olumsuzlukları da aşabilmesini sağlayacak kararlı politikalar izlenmesi ve planlı yapılanmaya gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada en önemlisinin ekonomik büyümeye odaklanmak olduğu kanaatindeyim. Tabii ki bu da özel sektörün desteklenmesi ve önündeki engellerin kaldırılmasıyla mümkün olabilir.’

‘Markalaşma desteklenmeli’


‘Dahası, özel sektörün katma değeri daha yüksek ürün ve hizmetler sunabilmesi için gerekli önlemler alınmalı. Bu bağlamda inovasyon ve markalaşmayı destekleyen politikalar geliştirilmesi lazım. Örneğin, Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan Teknokent, üniversite ve özel sektörün AR-GE için buluşmasına ve birlikte çalışmasına yardımcı olan bir yatırım. Bu örneğin genişletilmesi ve tüm sektörlerle üniversitelerin bir arada çalışması gerek gençlerimizin eğitimine gerek katma değeri yüksek ürünlerle ülkemizin büyüme hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır’.
Yatırımcı rahatlayacak mı. Nasıl?

‘Seçimler sonucunda iktidara hangi parti veya partilerin geleceğinin bilinememesi, hükümetin kurulamaması gibi nedenlerle yaşanılan siyasi belirsizlik, doğal olarak ülkede uygulanacak olan ekonomi politikalarının neler olabileceği konusunda da soru işaretlerine neden oluyor. Bu da ülkenin makroekonomik verilerini, geleceğe ilişkin atılabilecek adımları hesaba katarak risk analizi yapan yabancı ve yerli yatırımcıların kararlarını etkiliyor. İzlenecek makroekonomik politikalarla ve gerçekleştirilecek yeni reformlarla siyasi ekonomik ve yasal düzenlemeler yönünden tutarlı ve istikrarlı bir ülke olduğumuz vurgusu güçlendirildiği takdirde yatırımcılar da rahatlayacaklardır. Kurulacak hükümetin bu konuda hızla çalışmalara başlaması dış piyasalarda düşüşe geçen kredi notumuzun düzeltilmesi açısından da önemli. Ayrıca, siyasi istikrarın altının çizilmesi kısa vadeli yatırımlardansa uzun vadeli yatırımların özendirilmesi açısından da önem arz ediyor.’

İşadamı için en büyük risk neydi. Güven ortamı nasıl oluşur?

‘İşadamı için en büyük risk önünü görememekti, siyasi ve ekonomik belirsizlikti. Bu hususları tamamen geride bırakabilmek için uzun vadeli ve yapıcı politikaların bir an önce uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Her ne kadar iç politikadaki istikrar sinyalleri ekonomik riskleri bir nebze azaltmışsa da uluslararası piyasalardaki gelişmelerin ülkemiz ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini minimuma indirecek önlemlerin de vakit kaybetmeden alınması gerekiyor. İhracat ve turizmin Antalya ekonomisine katkısının yüksek olduğu düşünüldüğünde, kur risklerinin azaltılması şehrimiz sanayici ve işadamlarının önlerini daha rahat görmelerine yardımcı olacaktır.’

Siyasetle İş dünyası arasında bir eşgüdüm sağlanması gerekiyor mu?

‘Evet. Siyasetle iş dünyası arasında eşgüdüm sağlanması gerekiyor. Ülke gündemimize ilişkin sorunlar konusunda görüş alış verişinde bulunulmasına imkan verecek, bu sorunların çözümüne yönelik iş dünyasının tavsiye ve önerilerinin, yeri geldiğinde izlenen politikalara dair eleştirilerinin iletilebileceği platformlar, uzlaşarak ortak paydada buluşulmasını ve birlikte hareket edilmesini kolaylaştıracaktır. Siyaset ve iş dünyasının istişare mekanizmalarını devreye sokarak uyum ve koordinasyon içinde çalışması ülkemizin yararınadır.’


Ekonomi açısından hayata geçecek yapısal reformlar neler?

‘Sanayici ve işadamlarımız açısından hayata geçirilebilecek yapısal reformların en önemlilerinden birinin, ucuz kredi ve kaynak temini için gerekli adımların atılması olduğu kanaatindeyim. Mevcut kur riski nedeniyle, yurtiçi kaynak yaratımının teşviki ve öz sermayeye dayalı kaynak yaratımını kolaylaştıracak reformlar, dış yatırıma bağımlılığın azaltılması bakımından önem taşıyor. Kur riskini arttıran bir başka sorun da cari açık. Bu konuda Antalya, gerek turizm gerek ihracat ile döviz girişi sağlayarak üzerine düşeni yapıyor. Ancak Türkiye’nin on yıllardır önüne çıkan bu sorunun artık yapısal reformlarla çözümlenmesi gerekiyor. Petrol fiyatlarında dalgalanmanın az olduğu bu dönem aslında Türkiye için büyük bir fırsat. Cari açığın azaltılması için sadece ihracatın teşvik edilmesi ise maalesef yeterli değil. Daha önce de belirttiğim gibi AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi ve katma değeri yüksek ihraç mallarının üretilebilmesi bu konuda daha kalıcı ve uzun vadeli bir çözüm. Tabii AR-GE’nin desteklenmesi için altyapı ve eğitime ayrılacak yatırımlar, en az bu konudaki teşvikler kadar anahtar rol oynuyor’

‘Vergi politikası önemli’

‘Sanayici ve işadamları için vergi politikaları her zaman önemli bir gündem maddesi. Bu konuda vergi indirimlerinden ya da aflarından ziyade daha farklı bir hususu gündeme getirmek istiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi, işadamlarımız için en önemli husus önlerini görebilmek. Her gün farklı bir uygulamayla karşılaşmaktansa tutarlı ve uzun vadeli bir vergilendirme politikası oluşturulması, işadamlarının önlerini görebilmelerini kolaylaştıracaktır.’

Patronların hükümetten öncelikli beklentileri?

‘Temennimiz, kurulacak hükümetin siyasi ve toplumsal gerilimleri azaltarak, birlik ve beraberlik içerisinde ülkemizi siyasetten ekonomiye, bilimden teknolojiye, sosyal ve kültürel politikalara kadar her alanda daha güçlü,daha gelişmiş, daha saygın ve ileri demokrasi standartlarına kavuşturacak adımları atmasıdır’.

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en eski yerel gazetesi.

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 yılında yayın hayatına başladı. 33 yıldır değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres