SON HABERLER :
Enç Korkuteli’de Kepez'den yeşil atağı Aralarından su sızmıyor Hedef büyüdü 25 milyon turist Amerika'dan getirildi yılda 2 bin ton üretiliyor
/ RÖPORTAJ
İçme suyumuz risk altında!
‘Antalya, Kemer ve Kumluca’nın içme suyu risk altında.’ Peki neye göre, TÜBİTAK  raporuna göre. Bu şok açıklamayı, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı ve A Platformu sözcüsü Hediye Gündüz Ekspres Gazetesi’ne yaptı.    

 

Çevreciler şu günlerde Korkuteli İmecik köyündeki Atık Bertaraf  Tesisi’nin peşine düştü. Şahısa ait tesisi mercek altına alan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı ve A Platformu sözcüsü Hediye Gündüz, ‘Başta tarım bölgesi Kumluca olmak üzere, Kemer ve Antalya’nın içme suyu tehlikede. Biz A Platformu olarak, sizin aracılığınız ile Antalya Valiliği’ni ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nü göreve davet ediyoruz’ diyor ve devam ediyor...

* İçme suyumuz neden risk altında?

“Çevre mücadelesi vicdandır susturamazsınız” diyerek söze giren 20 küsur yıllık çevreci Hediye Gündüz’ü eminim ki Antalya’da tanımayan bilmeyen yoktur. Onun yaşam biçimi olmuş çevrecilik. Çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve tabii kaynakların en uygun şekilde kullanılması, korunması için dağ, tepe, köy köy dolaşır durur yıllardır. Şimdilerde ise Korkuteli İmecik köyünü mekan tutmuş Çevreci Gündüz. Sohbet, Hediye Gündüz’ün açıklamaları nedeniyle pek iç açıcı geçmiyor. ‘Neden İmecik’ diye soruyorum. Kanıtlı ispatlı anlatıyor A Platformu sözcüsü Gündüz:

“Ne dedik, ‘ağırlıklı olarak Kumluca, Kemer ve az da olsa Antalya’nın içme suyu risk altında’ dedik. Bakın neden. Kentimizin Arıtma Tesisi’nden çıkan atıklar, Korkuteli İmecik köyündeki Atık Bertaraf Tesisi’ne dökülüyor. Ancak tesisin kapasitesinin düşük olması nedeniyle firma sahibi tesisi genişletmek için büyükçe bir çukur açtırıyor.  İşte sorun burada başlıyor. Açılan çukurun altı, sızdırmaz su geçirmez olması gerekirken, bu devasa çukur, sızdırmazlık standardına uygun görülmüyor. Ve de halen herhangi bir işlem yapılmadığı için Kumluca, Kemet ve Antalya’ya gelecek yer altı sularına atık çamurun karışma riski mevcut. Zira, halen bu çukura tonlarca atık dökülüyor. Çukura dökülen söz konusu atık çamur ile ilgili TÜBİTAK’ın verdiği raporda tehlikeli ve zararlı uyarısı yapılıyor. Ve devamında ‘Atığın içinde nikel, krom, bakır ve çinko olmak üzere dört ağır metal bulundu’ açıklaması yapılıyor. Şunu da belirtmekte yarar var, Antalya’nın su beslenme havzası Korkuteli ve Bucak havzasıdır. Biz A Platformu olarak Antalya Valiliği’ni ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nü  göreve davet ediyoruz.”

* Danıştay 25 hektar hilesini bozdu. Taş ocaklarının durumu?

“Danıştay, 25 hektarlık izinle alınan ‘ÇED gerekli değildir’ raporuyla 145 hektarı bulan alanda faaliyet göstermenin hukuka aykırı olduğu yönünde karar verdi. Yani, 25 hektara kadar olan alanlarda ÇED gerekli değildir raporuyla faaliyet gösterilebileceği, 25 hektar üzerindeki alanlarda ise ÇED gerekli değildir raporunun geçersiz sayılacağı hükme bağlandı. Bundan sonrası ne olacak, Danıştay’ın aldığı karar mücadele verilirse devam ede. Bütün mesele ne biliyor musunuz, doğayı ve çevreyi yok eden yok eden, bu taş ve mermer ocaklarına karşı mücadelenin bırakılmaması. İşte o zaman hukuk adil işliyor. Elbette Danıştay’ın aldığı karara uyan ocaklar da vardır. Ama Devlet yeterli denetimi yapmadığı için onlar da çalışmasını sürdürüyor. Şu andaki mevcut durumda adillikten söz etmek mümkün değil. Zira, taş ve mermer ocaklarının doğaya ve insana verdiği zarar ne olursa olsun, maalesef mekanizma işletmecinin lehine işliyor.”

* Antalya’da kaç tane taş ocağı var?

“Antalya’da bilinen en son rakamlara göre, 327 taş ve mermer ocağı aktif halde bulunuyor. Bakınız, sadece Burdur’da 600’e yakın taş ocağı var ve bir o kadar da Isparta’da mevcut. Ürkütücü bir rakam değil mi. İddia ediyorum, mücadele edilmeyen hiçbir taş ve mermer ocağı kapanmaz. Ta ki, mermer ocağında damar tükenmiş ise işletmeci ocağı kapatır. Devlet takip etmez rehabilitasyonunu yaptırmazsa ocak atıl olarak kalır. Başkaca da bir şey söylemek istemiyorum, bizim 20 yıldır gördüğümüz bu.”

* TTKD ve çevreciler şu anda neyin peşinde?

“Öncelikle şunu düzeltelim. Son yıllarda HES’lerin ve ocaklardaki kolaylaştırma nedeniyle dernekler ve üyeler bu işe yetmemeye başladı. Biz de Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nin ötesinde Antalya, Isparta, Burdur, Denizli ve Kaş A Platformu adı altında bölge gönüllüleriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve ben de platformun sözcü görevini yürütüyorum. Şimdi biz A Platformu olarak şu anda Boğaçayı Projesi’nin doğaya verebileceği olumsuzlukları mercek altına alıyoruz. Çevreci gözüyle değerlendirecek olursak Boğaçayı’nı var eden yağmur sularıdır. Denizden gelen meltem, Beydağları’na çarptığında yağış başlıyor ve bir anda Antalya’nın değil, Türkiye’nin en şiddetli yağış alan bölgesi oluyor. Dolayısıyla Boğaçayı’nda düzenli bir akış yok, yağmura bağlı akış değişimi var. Küresel iklim değişikliği, özellikle kış mevsiminde yağmurun şiddetini katladı. Bu durumda ne olacak,  Boğaçay  şiddetli yağış nedeniyle kontrolsüz akacak. Ve Boğaçayı’nda yapılacak her tesis için risk teşkil edecek.”

* Diğer riskler neler?

“Diğer bir risk ise, yapılacak işlemler için dere yatağının kazılması. Dere yatağı kazıldığında işlem, deniz seviyesinin altına düşecek. Bu durumda deniz suyu yeraltı suyuna karışacak. Ve çevrede bulunan bahçelerden yeraltı suyu yerine tuzlu su çıkacak. Bir diğer aşama, Boğaçayı’nda yapılmak istenen Yat Limanı Projesi, Boğaçayı’nın denize döküldüğü yerin batısına alındı. Biz A Platformu ve çevreciler olarak 14 kilometrelik güzelim kıyı sahilinin bütünlüğünün bozulmasını istemiyoruz ve karşıyız.”

* Elmalı neden SOS veriyor?

“Biz ağırlıklı olarak ve sıkça kırsala giderek, bölgelerin çevre sorunlarını irdeliyoruz. Bu yıl ise kırsalda en dikkat çeken konu kuraklık. Bunu büyük harflerle söylüyorum. En önemlisi de tarım bölgesi olan Elmalı ve Korkuteli bu anlamda SOS veriyor. Bilindiği üzere bu bölgeler çok önemli tarım bölgeleridir. Ve de Antalya’nın yayla ovalarıdır. Tabii ki olay küresel ancak bu bölgede taban suyunu tutan, dengeleyen göller vardı ki bunlar yıllar önce kurutulmuş. Dolayısıyla, yaklaşık 40 yıldır bölgede taban suyunu dengeleyen mekanizma yok.”

* Peki su nasıl bulunacak? 

“Evet işte işin şah damarı bu. Elmalı’nın su bulması için Avlan ve Karagöl bir kilit. Bu iki göl yaşatılırsa, kısmi çözümü bulmuş oluruz. Kuraklık küresel bir sorun olmakla birlikte, bölgedeki göller ve ormanlar yaşatılırsa, çözümün bir parçası olur. Ama ormanlar acımasızca yok ediliyor. Rant uğruna tarım alanları betonlaştırılıyor. Beklenen yağmurlar da, bu olumsuzluklarla birlikte bölgeyi teğet geçiyor. Yazık.”

* Çevrecilerin amacı bu değil mi?

TTKD A Platformu sözcüsü çevreci Hediye Gündüz, doğanın yavaş yavaş insan eliyle yok edildiğini ibret verici cümlelerle anlatırken sözlerini “İnsanın, insan sağlığının, çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi ve iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması, korunması ve bu amaçla yeni kaynaklar temin edilmesi vatandaş olarak hepimizin titizlikle üzerinde duracağımız ve çalışacağımız konular olmalı’ diyerek noktalıyor...(Simru SİLAHTAROĞLU)

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en eski yerel gazetesi.

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 yılında yayın hayatına başladı. 33 yıldır değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres