Bekir Bülend Özsoy

Gelincik çiçeğine….

05-08-2016

Günümüzde ne kadar çok şey değişti;

whatsup larda gizli mesajlar,
tweetler,
intagsram da resimler
Face de sayfalar…
Ama hiç biri aşık olduğunuzda onu ifade etmenin yegane yolunu ikame edemiyorlar.
‘Gelincik çiçeği, çiçekler içinde insana en çok benzeyendir;
Geçmişi vardır, yaşamıştır,
Bu günü vardır yaşıyordur,
yarını belli değildir..’
Japon deyişi..
Sen.. ben.. ve diğerleri…
Hiç ölmeyecek bir aşkın kadınına…
‘Dur, dur bir dakika’ dedim taksinin sürücüsüne, tam da eski Dedeman, yeni Akra Barut otelinin önünde ki kırmız ışıklarda. Onca zaman Temmuz ayın da oradan geçerken o bakımsız köşede yola bakarak açan birkaç Gelincik çiçeği olurdu. Mahzun boyunluydular, rüzgarda işveli- işveli salınırlardı. Sayıları onu bile bulmazdı. O yolun üstünde ışıkta yeşili beklerken ‘uğurla ola’ der gibi çapkın-çapkın sanki bana bakarlardı.
Hiçbiri yoktu, şoför hala bana bakıyordu ; ‘Ne oldu hocam’ diye sordu.
‘Gelincikler! Neredeler?’ demişim,
‘ Belediye orayı şimdi çok güzel bir park yapacak hocam, daha güzel çiçekler getirip ekeceklermiş, bakımsız bir arsa parçasıydı zaten.’
Ben çok sulu göz sayılmam, ama buğulanan gözlüğümü çıkarıp silmem icap ettiğini fark ettim.
Uçak alanlarında ki o karşılaşmalar- kucaklaşmalar, insanlar arasın da ki o hasretin bitişi veya başlayışı beni her zaman çok etkilemişti. Biraz iç çekerek bakardım o insanlara, biraz özenerek..
Belki de hiçbir zaman öyle karşılanmadığım , belki de hiç kimseyi öyle karşılamadığım için…
Ama hep buruktur içim…üzgün değildir.. buruk ve buruşuktur yüreğim.
Burukluk kalbin yapı taşı gibidir sanki onunla doğmuşunuzdur. Üzüntü farklıdır… üzülmek için ekstra bir duygu gerekir..
Ama o gün,
O Gelinciklere veda edemeyişim .. işte ona üzülüyordum.

Ve,

Hayatta gölgesinden başka dostu olmayan ‘bizler-bizim gibiler’ için böyle bir servete sahip olmak.. nasıl bir duygu olaydı ki..
Karşında ki kadını, kafanda hayal ettiğin kadın yapan, öge nedir? Sen misin? O mu?
Yoksa üç beş gelinciğin artık orada olmamasına duyulan ortak üzüntü mü?
Bir diğerinden habersiz..
Yüreğimizde var olduğunu hayal ettiğimiz gök kuşağı bu değilse neydi?
Kadın erkekten hoşlanır, erkek de kadından, bir araya gelirler az biraz aga-nigi..
Azıcık hava atarsın, attığın kadar da hava yersin…
E, biraz da ortada bir şey yokken açılan hava yastığı misali gurur da olacak, ve kaçınılmaz yol kazasına yol açacak.
Doğum günlerinde sana bir gömlek, ona bir kolye..
Hayat bir uykudur, aşk ise onun rüyasıdır, demiş birileri bir zaman önce..
İnsan aynı rüyayı iki kez görmez.
Ben gördüm.
‘Kaçmazsan ipe gideceksin, kaçarsan da vurulacaksın!’ iki ölümden birini seç diyordu bir kovboy bir filmde.. karşısında ki ise cevap vermişti:
‘Ölümlerden birini seçmek zor değil, zor olan hangi hayatı seçtiğindir.’
Yanlışı seçtiğimizde …
Bir bakmışız ki kaderimizden kaçarken ona rastlamışız.
Fransız kadınları bu işe ‘hayat öğretilmez’ diyorlar.
Fransız erkekleri ise ‘Hayat provasız bir tiyatrodur’
Hangisini seçerseniz, ‘dükkan sizin’
Biri hariç hiçbir arkadaşımı satmadım, zaten arkadaş dediğin ne ola ki insana lazım olan yol arkadaşı değil ama yoldaş…
Paha biçilmeyen arkadaş, benimle birlikte ve benden habersiz o gelinciklere üzülen arkadaştı…
Pek çok yanlış yaptım, pişman olmak için geç ve zaten anlamı da yok,
kendimi af etmediğim, af edemeyeceğim bir şey varsa o da yanlış insanlar için yaptığım doğrulardı.

Yazarın diğer yazıları