SON HABERLER :
Büyükşehir karla kapanan yolları açıyor Manavgat Belediyesi voleybol takımı kuracak Antalya-Konya karayolu araç trafiğine açıldı Soğuk havaya aldırmadan denize girdiler Kerziban Keskin'in cinayet şüphelileri adliyeye çıkartıldı
Akort şart!
Antalya Ekspres

Döviz fiyatları bir tek yanlış sözün ağızdan çıkmasıyla fırlıyor.

Dolar ve Euro 10/12 lira sınırına dayandı.

Döviz büroları döviz bozdurmak isteyenlere TL bulmakta zorlanıyor.

Bu bana 1970’li yılları anımsattı.

70 Cent’e muhtaç olduğumuz 1970’li yıllarda meşhur bir sistem getirmişlerdi.

O yıllarda ülkede dövizle işlem yapmak yasaktı.

Döviz sıkıntı had safhadaydı. DÇM adlı bu sistemle (Dövize Çevrilir Mevduat) yurtdışında çalışan işçi, işadamı, yerleşik tüzel kişilere yurt içindeki yetkili bankalarda döviz hesabı açma hakkı verilmişti. Açılan hesaplardan, hesap sahibine dövizli işlem hakkı tanınıyordu.

Başta Almanya olmak üzere Avrupa’da çalışan işçilerimizin oradaki bankalarda düşük faizle tuttukları paralarını Türkiye’ye getirmeleri teşvik edildi.

Hatta T.C. Merkez Bankası ile 20 yerli banka arasında protokol imzalandı ve açılan DÇM hesaplarındaki dövizler Merkez Bankası’na devredildi. Merkez Bankası devlet adına kur garantisi verdi. Bu kur farkları da devlet bütçesinden ödendi. İşçisi, ithalatçısı, ihracatçısı, aklınıza gelebilecek herkes hesap açmaya başladı. 70 Cent’e muhtaç olan Türkiye’ye 3,5 milyar dolar geldi. Geldi de, bir yıl sonra bu DÇM’lerin ödenmesi gelip çattı.

Enflasyondaki artış nedeniyle hazineye yük olan bu geri ödemeler devlet borcu olarak ancak 1981’de bitirildi. Bu DÇM ödemeleri artı enflasyon olarak halkın sırtına bindi.

Olan yine halka oldu! Acaba DÇM dönemi geri mi geldi diye düşünmeden edemiyorum.

***

Ve bizim o yıllarımız...

Çok güzel zamanlardı. Radyolarda kadife sesli sanatçılar Emel Sayın'lar, Samime Sanay'lar...

Mesela, ‘Bir ilkbahar sabahı güneşle uyanırdık’, ‘Benzemez kimse sana’ derdik. Öyle aşklar yaşardık ki ‘Leylaklar dökülüp güller ağlardı’ "Seni beklerim öptüğüm yerde" derdik sevgiliye. Sevgiler ölümsüz, aşklar ömürlük, aşklar, aşıklar vefalıydı.

‘Fikrimin ince gülü, Kalbimin şen bülbülü’ şarkısını söylerdi sevdalılar birbirine.

Şimdi nerde o aşklar, nerde vefayı anlatan şarkılar? Şimdiki gibi mevsimsel aşklar yoktu, "Böyle bir kara sevda, kara toprakta biter!’di.

***

Bugün hayatta olmayan bir müzik adamımız söylemiş, not etmişim: “Yaşadığımız coğrafyada bizim tek bir etnik veya tek bir dini kimliği en tepeye koymamız yanlıştır. Çünkü bu tercih bizim coğrafyamızda bütün dengeleri bozar. Bizim burada en tepeye koyacağımız tek değer, ‘ahlaklı yurttaş’ olmalıdır. Kimdir o? Üreten, paylaşan, zulme sessiz kalmayan ve zalime boyun eğmeyen kişi ahlaklı yurttaştır. Diğer bütün kimlikler bunun altındadır. İster solcu ister sağcı olsunlar. İster inansın ister inanmasın, ister beş vakit namaz kılsın veya kılmasın, yeter ki ahlaklı yurttaş olsun. Piyanonun her sesi için üç teli vardır. Akortör tek ses için o üç teli akort eder. Her insanın doğru ses vermesi için de üç teli vardır. Bunlar, aile, eğitim ve doğuştan getirdiği özelliklerdir. Bunlar doğru akort edilmelidir.”

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres
404 Page Not Found