SON HABERLER :
Başkan Böcek'in klinik seyri devam ediyor Kamera kayıtlarında gerçek katil ortaya çıktı Başkan Böcek'e trakeostomi uygulandı Vali Yazıcı, Oruç Reis'i ziyaret etti Turistler, maske zorunluluğuna aldırış etmiyor
Tarihten bir yaprak; bir hukuk zaferi
Antalya Ekspres

24 Temmuz 1923’de Türkiye’nin Sevr Anlaşması ile kaybettiği toprakları geri almasına olanak veren Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından 3 yıl sonra. 1926’nın 2 Ağustos gecesi, Midilli Adası’nın on kilometre kadar kuzeyinde bir deniz kazası yaşanır. Lotus adındaki bir Fransız yolcu gemisi, kömür taşıyan Türk şilebi Bozkurt’a çarparak batırır ve kazada sekiz Türk denizci can verir.Lotus’un kaptanı kazada can verenlerin aileleri tarafından yapılan şikayet üzerine tutuklanır ve hakkında dava açılır.Cumhuriyet Mahkemesi kararını 13 Eylül’de verir. Fransız kaptan mahkemece suçlu bulunacak ve 80 gün hapis yatacaktır. Mahkeme devam ederkenFransız kaptanın tutuklanması uluslararası bir mesele halini alır. Fransa, kapitülasyon döneminden kalma bir alışkanlıkla, Türkiye’nin bir Fransız kaptanı yargılayamayacağını ileri sürüp tutuklamayı ve mahkûmiyeti protesto eder. Taraflar, gerginliğin artması üzerine 12 Ekim günü davanın Lahey’deki Adalet Divanı’na götürülmesi konusunda anlaşırlar. Davada Türkiye’yi, zamanın Adalet Bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt temsil edecektir.
Mahmut Esat Bozkurt, daha sonra yayınladığı hatıralarında Adalet Divanı’na gidilmesi kararının nasıl alındığını anlatırken, şunları yazacaktı:
“Bir gün, Atatürk beni neztlerine çağırdılar. Meseleyi bir daha izah etmemi istediler. Anlattım ve sözlerimi şöyle tamamladım: ‘Paşam, Lahey Adalet Divanı’na gidelim. Kimin haklı olduğu orada meydana çıksın. Ben, hakkımızdan eminim. Müsaade ederseniz, davamızı ben müdafaa edeyim. Kaybedersem, memlekete bir daha dönmem; fakat kazanacağız. Hem, Adalet Divanı önüne gitmeden Fransızların dediğini yapacak olursak, Fransız devletinin tehditleri karşısında boyun eğmiş olacağız. Bu da, onlara diğer meselelerde aynı tehditleri öne sürmek cesaretini verecektir. Lahey Divanı’na gidersek davayı kaybetsek dahi şeref ve haysiyetimiz zedelenmez. Zira milletlerarası bir mahkemenin hükmüne uymak şerefsizlik değil, bilakis büyük şereftir.’ Bu sözler üzerine Atatürk bana ‘Güle güle git. Kazanacaksın. Kazanmasan da memleket seni bağrına basacaktır’ dedi.”
Tarafların Divan’a başvurularını yapıp gerekli belgeleri vermelerinden sonra, ilk celse 1927’nin 2 Ağustos’unda yapılır ve duruşmalar 7 Eylül’e kadar devam eder. Fransa’nın Lahey’deki temsilcisi, Türkiye’nin bu konuda dava yetkisinin olmadığını iddia edip Kaptanın serbest bırakılmasını ve ayrıca altı bin lira tazminat ödenmesini ister. Mahmut Esat Bey ise kazadan iki sene önce imzalanmış olan Lozan Antlaşması uyarınca Türkiye’nin dava yetkisi olduğunu hatırlatır, karşı tarafın taleplerinin reddini ister.

Lahey Adalet Divanı’nın 1927’nin 7 Eylül sabahı açıkladığı karar, genç Cumhuriyet’in uluslararası arenada Lozan’dan sonra kazanacağı ikinci zafer olacaktır. Kararda, Lotus gemisinin kaptanını tutuklayarak mahkûm eden Türkiye’nin, Lozan Antlaşması hükümlerine ve hükümranlık haklarına uygun hareket ettiği kabul edilir, Fransa’nın tazminat talebi de reddedilir.

Hukuk tarihine geçecek bir zaferdir.

Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılına giderken;

Hatırlatmak isterim.


 

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres