SON HABERLER :
Fritözde unutulan yağ, restoranda yangın çıkardı Antalya-Ankara hattında film gibi esrar operasyonu Festival coşkusu 'Romeo ve Juliet' büyüledi Kaleiçi’nde yoga
Yaşamayı yanlış mı anlıyoruz?
Antalya Ekspres

Kırklı yaşlarına yaklaşmış havalı bir kadın, belli ki çocuğuna İngilizce eğitim aldırıyor... “Türkçe konuşmak yasak anneyle!”dediğinden midir ne, birkaç masa gayri ihtiyario tarafa dönüp, izlemeye başlıyoruz filmin devamını. Takdir ediyorum aslında, kafenin her köşesinden itinayla duyulacak nidalarından anladığım, çat pat İngilizcesiyle çocuğuna yabancı dili pekiştirmek gayretinde.Çocuk ağlamaya başlıyor bir süre sonra, Türkçe… Anne bağırmaya başlıyor, Türkçe… İzlemeye devam ediyorum. Tavırlarını, el kol hareketlerini, garsonu çağırıp ‘‘Bu ekmekler sıcak değil, değiştir’’ deme ‘zarafetini’, garsonun ‘’Kusura bakmayın, hemen değiştiriyorum’’ derkenki mahcup halini, arkasını döndüğünde ise kırılmış ve kızmış yüzünü izliyorum… Haftasonu sabahı için fazla abartılı kıyafetini, makyajını, rahatsız olan herkes gibi, bağrışına eş yüksek ökçeli topuk sesini dinliyorum.

Kendime kızıyorum sonra, “Başkalarından sana ne, senin hayatın, doğrun kendine.”Yine de bu kulak tırmalayan gösteriş kokan sesin, güzel haftasonuma aleni sızmasından hoşlanmıyorum.

“En büyük dersimiz de derdimiz de kendimizle aslında, kendimize kendimizi kanıtlama çabamızla” diye geçiyor içimden. Kalkıyorlar bir süre sonra, duymamak görmemek ne mümkün bu kadar yüksek sesle yaşayan birini. Yanımızdan geçerken masamıza çarpan, elindeki son model çantaya benziyorkadın…Dışı şıkır şıkır da içi şüpheli.    

Kitabını okumaya, çalışmaya, dinlenmeye, arkadaşlarıyla sohbete gelen herkesin birlikte şahit olduğu‘şey!’ bittikten, rüzgar dindikten, çalan yumuşak sakin müzik, yeniden duyulur hale geldikten sonra,  eleştirdiğimiz başka hikayeler geçiyor içimden.

Hepimiz belgesel izliyoruz, hani hiçbirimiz bilmiyoruz o detay detay eleştirdiğimiz televizyon programlarını ya.

‘Organik’ yaşıyoruz, bunu da saatlerce hazırlanıp şıkır şıkır gittiğimiz buluşmalarda ballandıra ballandıra anlatıyoruz.

Gidiyoruz bir yerlere imkan oldukça, pasaport üstüne bilet fotoğrafıyla başlayan; telefon kamerasının ekran kalitesi kadar etrafı algıladığımız... Kendimize değer katmak kadar basitken her şey, amacından sapan tatiller yaratıyoruz.

Çocuklar yetiştiriyoruz, ‘daha iyi bir dünya için’ sloganlarıyla... Hep en akıllısı bizimki olan, yeteneklerine, ilgisine göre değil, ‘etraf ne der’e göre büyütüyoruz.

Spor yapıyoruz, ‘’…sağlıklı yaşam alışkanlığımız’’ mottosuyla… Yıllık aboneliklerle… Topu topu sosyal medyada paylaştığımız gün kadar gidiyoruz.

Anlattığımızkadardeğil; okuduğumuzkitap, izlediğimiz film sayısı.Vebüyükharflerlesüsleyerekpaylaşmayadeğerbulduğumuzkadarinanılmazdeğilaslındahikayelerimiz.

Herkesten farklı yaptığımız herşeyi itibar mı sanıyoruz acaba? Etiketlerimizi sağımıza solumuza yapıştırıyoruz. Sonra da onları birbiriyle yarıştırıyoruz.Ama kaçırdığımız nokta şu ki aslında hepimiz benzer hayatı farklı tonlarda yaşıyoruz. İnandırmadığımız kesin de kimseleri, biz inanıyorsak bu hallerimize, vay halimize.

 

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en eski yerel gazetesi.

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 yılında yayın hayatına başladı. 33 yıldır değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres