SON HABERLER :
Tütüncü, öğretmenlerle buluştu Televizyonu okuluna bağışladı Leo’dan özel ziyaret Cumkhuriyet Meydanı’nda öğretmenler buluşması 75. Yıl’da özel kutlama
Atatürk'ün Fikir Fedaisi Dr. Reşit Galip
Antalya Ekspres

Bir kitap okuyorum.

2007'de ilk baskısı yapılmış. Elimdeki 2008'de basılan genişletilmiş 3. baskı.
Şimdiye dek neden okumadım diye kendime kızdım.
Yazarı Sayın Yener Oruç, Antalya'da yaşadığı halde neden bugüne dek tanışmadım, sohbet
etmedim diye yine kızdım.
Kim mi Atatürk'ün Fikir Fedaisi?..
19 Eylül 1932-13 Ağustos 1933 tarihleri arasında, Milli Eğitim Bakanı olan Dr. Reşit Galip.
Önce bir 'Aydın' tanımı!
Jean Paul Sartre şöyle der:
"Aydın, düşünen, soran, tartışan, bilmek için, bulmak için uğraşan, bildiklerini, bulduklarını paylaşan ve yaşama bu doğrularla müdahale eden kişidir."
Ünlü düşünürün bu tanımına da en iyi şekilde uyan kişi de 1933 yılında 41 yaşında ölen Reşit Galip'tir.

SOFRA
Bu sofra günümüzün saray sofralarına benzemez!
"Atatürk'ün sofrası denilince; her nedense bazılarının aklına yenilip içilen bir sofra gelir. Oysa bu sofraların yakın tanığı sofracıbaşı 'Sofrayı hazırlarken nasıl çiçekle süslemeyi ihmal etmezsem (...) mutlaka birer bloknot ve kalem yerleştirmeyi de unutmazdım' dediği bu sofraları, bir okula benzetmektedir. Üstelik bazen tebeşiriyle, silgisiyle bir karatahtanın da bulunduğu sofralar."
1931 yılı Ağustos ayında gecelerden bir gece.
"Sofrada bulunanlardan biri de tutkulu bir devrimci olan Dr. Reşit Galip Bey'dir."
Ekleri ve kaynakçasıyla birlikte 340 sayfa olan kitabı henüz bitiremedim. Ancak tam da okullarımızın açıldığı, ders programlarının (müfredat) değiştirildiği, çağdaş ve laik eğitimin yerini, hurafe düşüncesinin ağırlıklı olduğu bir anlayışa bıraktığı şu günlerde okuduklarımın bir kısmını Antalya Ekspres okurlarıyla paylaşmak istedim.
İşte altını çizdiğim satırlar:
"O gece Maarif Vekili Esat Mehmet'in; kız öğrencilerin kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu gömlek giymelerini uygun bulmadığını, daha kapalı giyinmelerini bir tamimle duyuracağını ifade etmesi üzerine Dr. Reşit Galip Bey; 'Yanlış düşünüyorsunuz beyefendi, bu bir geriliktir, kadınlar eski durumda yaşayamazlar, inkılapların en mühimi kadınlara verilen haklardır, başka türlü batılılaşmakta olduğumuzu iddia edemeyiz."
Reşit Galip'in 'Bu kokuşmuş kafayla devlet yürümez' tespiti üzerine Atatürk'ün kaşları çatılır. 'Sözlerinizde müsamahalı, ölçülü olunuz' uyarısını almasına karşın Dr. Reşit Galip; "Devrimci devrimcidir. Devrimci olmayan da devrimci değildir. İnsanlar bir yaştan sonra ister istemez tutucu olurlar. Mecliste bunca genç, idealist, bakanlık yapacak insan varken, böyle yaşlı kimseleri Milli Eğitim Bakanı yapmak hatadır" sözlerini ekler.
Deneyimli ve yaşlı Milli Eğitim Bakanı Atatürk'ün geçmişte hocasıydı. Mustafa Kemal Paşa'nın; "Esat Bey yeteneklidir. Davamıza inanmıştır ve benim hocamdır. Beni okutmuş olması sence bir değer taşımıyor mu?" sorusuna "Kusura bakma paşam, taşımıyor! Okuttuklarının içinden sizin gibi bir devrimci çıkmış ama kimbilir nice tutucu da çıkmıştır” yanıtını verir. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa; “Bu masada hocama ve bir Milli Eğitim Bakanına hakaret etmenize müsaade edemem" diye çıkışır. Dr. Reşit Galip'in, “Devrimleri korumak için sizden müsaade istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız, sizi de eleştiririm” demesi üzerine sofraya derin bir sessizlik çöker.

Atatürk'ün; “Yoruldunuz, biraz dinlenseniz iyi olacak, buyurun biraz istirahat edin!..” demesi üzerine, Reşit Galip Bey'in kalkıp gideceğini, böylelikle o derin sessizliğin ortadan kalkacağını umanlar yanılmıştı. Çünkü Dr. Reşit Galip; “Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar, benim de hakkımdır!” demesiyle zaten derin bir sessizlik içindeki salonda sanki hayat durmuştu. 'Öyleyse biz kalkalım!' diyerek masayı terk ederken Atatürk, sinirlerine hakim olmuş, işi uzatmamıştı...
Atatürk sabah uyandığında, Genel Sekreter Tevfik Bıyıkoğlu'na Reşit Galip'i sorar. Bıyıkoğlu, o gece sofradaki tavrından dolayı çok üzüldüğünü Atatürk'e iletmesini ve kendisinden Ankara'ya dönmesi için borç para istediğini ve 25 lira verdiğini söyler. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa; “Bu durumda olan bir arkadaşa 25 lira mı verilir? Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydin... Adamın parası yokmuş baksana” diyordu ve ekliyordu: "Cebinde beş parası yok, ama cesareti var..." (syf.21)

ATATÜRK RADYODAN GALİP'İ DİNLİYOR
Aradan bir süre geçer. Mustafa Kemal Paşa, Reşit Galip'in bir konferans vereceğini duyar. O akşam hiç kimseyi davet etmez, sofra kurdurtmaz ve radyoyu açtırarak konuşmayı beklemeye başlar.
Konu; 'Halkevleri ve Devrimler'di. Bir ara Reşit Galip'in ağzından şu sözler döküldü: “Devrimlerimiz, Türk milletinin çektiği uzun çileler sonucu elde edilen denemelerimizin fikir haline gelmiş kesin inancıdır. Her yerde, herkese her şeye karşı onları savunacağız. Gerekirse babalarımıza ya da çocuklarımıza karşı bile.”
Bu sözleri duyan Mustafa Kemal Paşa, yanlış yapan bir evladını bağışlamış bir babanın yüz hatlarıyla radyonun başından kalkıyordu. Birkaç gün sonra çağırttığı Dr. Reşit Galip'i, sofrada hemen yanındaki sandalyeye, Milli Eğitim Bakanı Esat Mehmet Bey'i de diğer yanına oturtmuştu. Bir ara Reşit Galip'in kulağına eğilerek; “Yarın Milli Eğitim Bakanı'sın!” diye fısıldadı... (syf.22)

BİZ ADAMI BÖYLE KALDIRMASINI DA BİLİRİZ
Sayın Yener Oruç'un büyük emek vererek hazırladığı kitabının sonunda, Reşit Galip üzerine yayımlanmış kitap ve makalelerden oluşan 7 adet ek ve 56 kaynakça var. Bu eklerden birisi de Sayın Prof. Dr. Çetin Yetkin'in.
İşte Çetin Yetkin'in yazdıklarından altını çizdiğim satırlar:
"Büyük Gazi'nin Yüksek Huzuruna / Tazimlerle / Ankara, 30.1.1932
Mübeccel Büyük Paşam... Siz insanların ruhunu, fikrini açık bir sayfa gibi okursunuz. Size tapınırcasına bir iman, sevgi ve saygı ile bağlı olduğumu teveccüh ve itimadınız hayatımın kıymetli ölçülmez mazhariyeti saydığımı bilirsiniz. Kusur ve kabahatimin çok büyük olduğunu biliyorum. Onun affı ancak sizden istenebilir. Çünkü siz, af ile ders ve ceza vermek mertebelerinden çok daha yükseklerdesiniz. Sizi üzmüş olmak ıstırabının dayanılmaz acısını bütün şiddetiyle çektim. Ellerinizi bin kere öperek affınızı dilerim. Sağlığınız ve saadetiniz temennilerimi candan tekrarlarım, mübeccel büyük paşam. / Sizin evladınız Dr. Reşit Galip"
Mektup Gazi'ye ulaştığında kızgınlığı ve kırgınlığı çoktan geçmişti. Gülümseyerek diyecekti ki: "Nedir, bir kabahati mi var ki?"
Dolmabahçe Sarayı'ndaki o gecenin üzerinden dört ay geçmiş. Gazi, Çankaya'daki eski köşkte dostlarıyla. Bir ara Dr. Reşit Galip'ten de söz açılacak. Gazi, “O nerelerde? Hiç görmüyorum" diyecek ve biraz sonra da yaverine, Çankaya'da yakınlarda bir yerde oturan doktoru çağırmalarını söyleyecek. O Çankaya gecesinin tanıklarından biri de Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Ondan dinleyelim:
"Reşit Galip yemek salonuna girdiği vakit hepimiz, zorlu bir imtihan devresi geçirecek sanıyorduk. Fakat her şey hafif bir şaka içinde geçti. Reşit Galip'e sofrada yer gösterip oturttuktan beş on dakika sonra dışarıdan iki nöbetçi eri çağrıldı. Mustafa Kemal, 'Şu efendiyi oturduğu yerden kaldırınız!' dedi ve iki kuvvetli Anadolu çocuğu, bir hamlede Reşit Galip'i kucaklayıp havaya kaldırdılar. Mustafa Kemal gülerek: ‘Biz adamı böyle kaldırmasını da biliriz!’ dedi. Ve bu sahne, bu söz, Reşit Galip'in üç dört ay evvel Dolmabahçe Sarayı'ndaki sofrada, ‘Sen beni buradan kaldıramazsın! Çünkü bu saray ve bu sofra milletindir’ sözüne bir cevaptı. Düşmanlarını bile bağışlayan Atatürk, bir devrimciyi mi bağışlamayacaktı! 19 Eylül 1932 günü Dr. Reşit galip; Gazi'nin emri ile görevini bırakması sağlanan, eleştirdiği Esat Bey'in yerine 1933 Üniversite reformunu gerçekleştirecek olan Milli Eğitim Bakanı olarak geçmiş bulunuyordu!.." (syf. 319-320)
--------
Benim notum:
Dr. Reşit Galip'in devrimci mücadelesinin başlarındayım henüz.
1933 yılında yaptığı üniversite reformu, Altı Ok ilkelerini yorumlayışı, Halkevleri, günümüzde ilkokullardan kaldırılmış olan "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" andı, Türkçe ibadet çalışmalarındaki yeri gibi daha neler var neler.
‘Atatürk'ün Fikir Fedaisi’ni okumanın tam zamanı.
Hele de son 15 yıldır milli eğitim sistemimizde yapılan değişikliklerle birlikte hayata geçirilmeye çalışılan gerici eğitim uygulamaları döneminde.
İyi okumalar.

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en eski yerel gazetesi.

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 yılında yayın hayatına başladı. 33 yıldır değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres