SON HABERLER :
Mutlu bir Muratpaşa Kızının adını bez bebeklerde yaşatıyor Tütüncü'den Başkan İrban'a ikinci ziyaret ATB'den zeytinyağını markalaştırma atağı Caretta yuvaları korumaya alındı
Soğan soyulurken...
Antalya Ekspres

Geçtiğimiz günlerde Rahmi Turan ustamızı okurken, yazısının sonuna sosyal medyada çok yaygın olan ve söyleyeni de genel olarak yazılan iki dizelik taşlamanın altında Şair Eşref adını görünce  eh artık bir kez daha eski bohçamızı karıştıralım dedik.

Yazının başlığı Hasan Pulur (1932-2015) ustamıza ait. 25 Mart 2001 tarihli Milliyet Gazetesi'ndeki "Olaylar ve İnsanlar" köşesini okuduktan sonra kesip atmışım arşive.

Ben de ilk kez karşılaşıyordum "Soğan" ve "Öküz" sözcükleriyle.

Ve inanıyorum ki sizler de anımsadınız.

Öyleyse anlatalım:

"Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler

Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler.

Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler

Beyhude inat etme, salla hemen başını

Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını."

Sonra da hemen altında Şair Eşref ya da Neyzen Tevfik adını okursunuz. İşte tam burada "Hayır, değildir" der Hasan Pulur ve şöyle devam eder yazısında:

"Türkiye'de kimin yaptığı bilinmeyen camilerin, köprülerin mimarı mutlaka Mimar Sinandır. Belden aşağı müstehcen beyitleri, tekerlemeleri, mutlaka Namık Kemal yazıp, şair Fitnat Hanım'a söylemiştir!

Hoşa giden her hiciv de Şair Eşref'e mal edilir. Bu taşlama Antalya Defterdarı merhum Abdullah Çağlayan'ındır; kendisinin yayımladığı "Devran 2" adlı,  Antalya İleri Matbaası'nda 1965 yılında "Öğütlere Devam" adıyla basılan kitabının 23. sayfasındadır."(...)

Abdullah Çağlayan bu taşlamayı 1943 yılında yazmış ve hakkında soruşturma açılmıştır. Hiciv, "Memurları fena yola sevk ve hükümet aleyhine tahrik mahiyetinde " görülmüştür.

Abdullah Çağlayan ise ifadesinde kendini savunurken şöyle demiştir:

"Manzume memurları fena yola sevk ve tahrik değil, kötü ahlak ve karakter sahibi insanları, dürüst ahlaklı ve yurdun nizamlarına hürmetkar olmaya davet eder mahiyettedir."

Abdullah Çağlayan bu ifadeyi verdiği sırada yedek subaydır.

Soruşturmayı yürüten Afyon C. Savcısı İlhan Dizdar takipsizlik kararı verir, savcıya göre şiir, mizahtır ve edebi sanat eseri olarak düşünülmesi gerekir.

Şimdi ola ki, bazıları bunu okuyunca "Tam bugüne uygun" diyebilirler.

Aman haaa!

2001 yılının savcısı, 1943 yılının savcısı kadar hoşgörülü olmayabilir."

---

Taşlamanın yazıldığı tarihten 74 yıl sonra geldik bugüne!

Neler gördük, neler yaşadık, neler okuduk?

İşte Antalyalı hemşehrimiz Abdullah Çağlayan'ın, ilk dizelerini yukarıda okuduğunuz ünlü taşlamasının devamı...

 

Bir yolsuzluk görünce köpürme, isyan etme

Bir hak için kendine, dikbaşlıdır dedirtme

Doğru yolu dostuna göster ama sen gitme.

Ne derlerse huuu... salla hemen başını

Dilini tut, uslu dur, al gitsin maaşını.

 

Unutma bu ocağın adı asiyaptır.

Sen de bir dolap çevir apartmanlar yaptır.

Hakikat nene gerek o memnu bir kitaptır.

Sana lazım olan şey, sallayarak başını

El öpüp, etek öpüp almaktır maaşını.

 

Bir güvercin eder mi atmacalarla yarış

Öğrenmeden dünyayı gezdim de karış karış

Vazgeç hak sevdasından sen de kervana karış

Ne derlerse huuu... diye salla hemen başını

Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını."

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en eski yerel gazetesi.

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 yılında yayın hayatına başladı. 33 yıldır değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres