SON HABERLER :
Manavgat'ta satılık 454 m2 arsa İcradan satılık 2+1 daire Muratpaşa'da satılık 3+1 daire Antalyaspor yenilmiyor! Alanyaspor deplasmandan galip ayrıldı
Kaleiçi’nde müze olacak kazılar
Antalya Ekspres

Kaleiçi’ni bildiğimizi sanıyoruz ama yanılıyoruz!

Çünkü oraya sadece gezmek için gelenlerdeniz. Karaoğlan Parkı’ndan Yat Limanı’na ya da Saat Kulesi’nden mutlaka Yat Limanı’na doğru gider geliriz.

Ara sokaklara pek sapmayız. Ne var ne yok merak da etmeyiz.  Bir ucundan girdiğimiz Kaleiçi’nin öteki ucundan sessizce çıkar gideriz.

Pek alışveriş de yapmayız. Çekirdek, dondurma en ekonomik gezi katıklarımızdır.

Fotoğraf çekmeyi sevenlerden bazıları ara sıra öteki sokaklara girerler ama onlarda “tarih” bilgisi önemsenmediğinden; yüzeysel birkaç çekim yapıp giderler.

Yerli ve yabancı “basın” da; özel haber ya da Kaleiçi hakkında bir araştırma yapmak için dolaşmazlar. Çünkü Kaleiçi çok sakindir. “Yangın” haberlerinin dışında haber okumak mümkün değildir.

KALEİÇİ’Nİ TANIYALIM

“Keçi yolu” derler; hep “aynı yerlerden” gelip geçmekle “farklı” tatlar bulamazsınız bu güzel Kaleiçi’nde!

Şimdi veya bir başka zaman burayı gezmeye gelirseniz; basılmış birçok Kaleiçi haritasından sokaklarına bir bakınız. Geçtiğiniz sokaklar dışındaki sokakları “gezmek” için işaretleyiniz. Bir de Kaleiçi’nin tarihini okuyunuz.

Kimler gelmiş, geçmiş; kimler neler yapmışlar? O devirlerden kalan eserler hangileridir, nerededir?

Merak ediniz ve ondan sonra Kaleiçi’ne geliniz.

“Selfie” çekilen yeşilliklerin yerini; mutlaka orada açıkta ama “fark edemediğiniz” tarihi eserler, yapılar alacaktır.

BEN BÖYLE BAKIYORUM

Her gün gelip geçtiğim Kaleiçi’ne; “farklı” gözden ve açılardan bakmayı çok severim.

İsterim ki; Kaleiçi Avrupa ülkelerindeki turistik kentlerden daha güzel olsun.  Doğal güzelliklerin yanında sahip olduğumuz ama “farkına” varamadığımız zenginlikleri de görmeye gelsin insanlar. Hem “ziyaret”, hem de “ticaret” olsun. Ülkemize daha çok döviz girsin. İnsanlar birbirlerini tanısın, sevsin ve “barış” içinde yaşamayı istesinler.

NELER VAR NELER!

Kaleiçi sokaklarını gezenler; biraz daha dikkat ederlerse “zamanda yolculuk” yapmış gibi olacaklar.

Konakların güzellikleri yanında; onlardaki ustalıkları da fark edeceklerdir. Duvar köşelerinde veya çatı kenarlarındaki motiflerin farkına varacaklardır. Cumbaların birbirinden farklı ve daha güzel olduğunu göreceklerdir.

Bazı yerlerde etrafı çevrili olsa bile; çivi deliğinden bakınca “gizli hazineleri” göreceklerdir.

Çünkü oralarda; üstteki konak yıkılmış ve yerine yenisini yapmak için açılan “temel” kazıları vardır.

Kazdıkça tarih fışkıran Kaleiçi’nin alt katmanlarında kalan o eski eserleri, yapıları görünce şaşıracaklardır.

Fotoğraf çekmelerine izin verilmese bile; merakla o yerlerin birer hatıra fotoğrafını çekeceklerdir.

“Kaleiçi gerçekten de çok güzel ve çok tarihi güzellikleri olan bir yermiş” diyeceklerdir.

Hatta bir başka geldiğinde o “tarihi” eserlerin çıktığı yerlerin üzerlerine yeniden “konak” yapıldığını görünce; senden benden daha çok üzüleceklerdir.

“Neden böyle tarihi eserlere sahip çıkmıyoruz? Hep onları ya gömüyor ya da parçalıyoruz! Neden Devlet Kurumları, idarecileri böyle kültürel varlıkları korumak için daha çok emek harcamıyorlar? Burası Avrupalıların elinde olsa; kim bilir nasıl korur ve sahip çıkarlar! Ama biz kıymetini bilemiyoruz bir türlü!”

İşte ben de bu duygularla her gün kahroluyorum.

KİMDİR KALEİÇİ’NİN SORUMLUSU?

Bence hem pek çok!

Hem de hiç yok!

Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrı yerden, belediyeler ayrı yerden sorumluluk alıyorlar.

“Haydi” diyen çıkmıyor!

Muratpaşa Belediyesi; durmadan Kaleiçi’ni tanıtmak için fuarlara katılıyor, festivaller yapıyor ama hep yalnız kalıyor!

Desteklemesi gereken Bakanlık, TÜRSAB, AKTOB vs. Odalar, Dernekler ağzı açık bakıyorlar!

“Kaleiçi hazır mı?” sorusunu soran yok!

Çünkü ilgilenmiyorlar! Kimse ne sorumluluk alacağını tam bilmiyor!

Kirli duvarlar, harabe konaklar, çalı çırpı sarmış surlar ve esnaf denilen kiracıların işgal ettiği duvarlar, döşettiği kameralar vs., vs.!

Biliyorum beni hiç dinlemiyorlar ya da işlerine gelmiyor; şu yukarıda yazdığım çirkinlikler hususunda bir çabayı yapamıyorlar.

Ben de yıllardır “havanda su dövüyor” derler ya; aynen öyleyim.

Temiz Kaleiçi ve temiz bir Antalya olsun.

Turistler gelip gidiyor durmadan fotoğraf ve film çekiyorlar. Oradaki çirkin bir görüntü; bizim “puan” kayıp etmemiz demektir.

Bakın yıllardır yazdıklarıma; değişen bir şey yok!

Cumhuriyet Meydanı’ndan bakınca görünen çatıların çirkinlikleri değişti mi?

Hâlâ surların üzerinde “incir ağaçları” kökleri surları yıkıyor!

Grafitici soytarılarının pislettikleri surlar öylece duruyor!

Baştan savma onarılan “yol taşları” yağmurlu havalarda su ile doluyor!

Hesapçı Sokak, Kesik Minare köşesinde; fuzuli “hidrolik” babalardan biri kırılmış, bükülmüş; yapan yok!

Yan taraflarında sözde “kapalı arıklar” var. Onların taşları kırılmış ayak girse çıkamaz. Öylece duruyor!

“Kör Kameralar” var; ne simitçi, ne bayrakçı, ne tavşancı ve ne de yazı yazan, pankart asanları bile görmüyor! Ya da buna benzer arızaları ilgili kurumlara iletmiyorlar!

GÜLDÜM

Cumhuriyet Meydanı’ndaki fıskiyeleri çalmışlar!

Senin benim gözümün rengini, fotoğraftan her şeyimi okuyan o kameraları “kullananlar” ne yapıyorlardı acaba?

Çay mı içiyorlardı, kahve mi?

Onları göremeyenler, bunları mı görecekler?

“Görev aşkı” ile hizmet edenlere ihtiyacımız var.

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres