SON HABERLER :
Konyaaltı Sahili'nde güneşlenen tek turist MEST Projesi en çok çocukları sevindiriyorlar Büyükşehir, İsmail Baha Sürelsan'ı anıyor Fırtına seralara zarar verdi Aynı gün hayatını kaybeden ikiz kardeşler toprağa verildi
Ya susuz kalırsak!
Antalya Ekspres

Geçen hafta yine Kaleiçi’ndeydim.

Üçkapılar’daki surlara yapışmış gibi görünen güvercinlere baktım ve üzüldüm. O tarihi surlara hiç yakışmıyorlardı.

Merdivenlerden indim, yürüdüm ve tekrar çıktım! Hemen karşımdaki tahta perdeli yere yanaştım ve cep telefonumla göz kararı arka tarafın fotoğrafını çektim. Ki ben bunu her geçtiğimde yapıyorum.

Neden?

Çünkü yıllar önce orada bir konak vardı. Çıkan bir yangında komşu evlerle birlikte o da yandı. Duvarları çok sağlamdı ama kepçelerle zorla yıktılar ve orayı düzlediler.

Sonra?

Yıllarca bom boş kaldı orası. Ve bir gün tahta perde çekildi ve kazılar yapıldı. Toprağın birkaç metre altında eski dönemlere ait duvar kalıntıları çıkınca; “arkeolojik” kazı devri başladı ve yıl 2021 hâlâ devam ediyor!

KAZI FOTOĞRAFLARI:

1) KUYU

Çektiğim fotoğraflara bakınca orada bir kuyu gördüm.  Suyun en bol olduğu Antalya’da eskiden hiç kuyusuz ev olmazmış.

Acaba neden?

Çünkü o kuyular birer “sarnıç” gibi “su deposu” olarak kullanılırmış.

“Ya yağmur yağmaz ise, ya kuraklık olursa; ne içeriz, ne ile sulama yaparız?” korkusu varmış. Bu tedbirler köylerde bile çok yaygınmış!

YA BUGÜN?

Hızlı kentleşme ve tüketim ve para kazanma hırsı; eski ile olan bağları koparıp attı.

Arıklar kapatıldı. Bağlar, bahçeler beton yapılara dönüştürüldü. Suyun akışı durduruldu. Baraj, gölet ve HES’ler sulama yapmak için “susuzluğu” başlatan nedenler oldu.

Susuz kalan doğa kurudu, kurudu ve kurudukça sular buhar oldu. Güvendikleri barajları besleyen akar sular; artık akamaz oldu.

Doğa “susuz” bırakılan topraklara gönderecek “yağmur” suyunu göndermez oldu.

Ve susuzluk başladı!

Suyunu çeken tenceredeki aşın yandığı gibi; susuzluğu düşünemeyen insanlar da yanmaya, kavrulmaya başladılar.

Ne “kuyu” var ne de “sarnıç” su bulmak için!

Siyasetle karnını doyuranlar; acaba şimdi ne yapacaklar?

“Yağmur Duası” için dua edenlerin günahları onlara yeterken;

Allah,  kıymetini bilemediğimiz sularla; havuzlar yapıp tonlarca suyu ilaçlayıp israf etmemize ya da milyarlarca aracı su ile yıkayıp temizleyen bizlere kızmayacak mı acaba?

Bağ, bahçe suluyoruz diyerek harcanan sular cabası değil mi?

Camilerin abdest alma yerlerinde veya bazı sokak çeşmelerinde ve umum WC’lerdeki bozuk çeşmelerden boşa akan sulara ne demeli?

Şimdiye kadar değer vermediğimiz suların boşa akıtılmaması gerektiğini bilelim artık.

Peygamberimiz:

 “Abdestinizi dere kenarında alıyor olsanız bile, suyu israf etmeyiniz.” buyurmuşlardır. 

Bence kullanılmayan tüm su kuyularına ve sarnıçlarına el atılmalı ve temiz tutulmalı. Su deposu olarak kullanılmalıdır.

2) EV YAPMA MÜZE YAP

Kaleiçi’nin üstü kadar altında da tarihi eserler vardır.  Ama ne Bakanlık, ne yerel belediyeler ve ne de turizm acentelerinin bunu önemsedikleri yok. Temel kazılarında çıkan tarihi eserler, yapılar üzerine evler yapmak adeta “moda” oldu!

Bu Üçkapılar’daki kazılan yerde kim bilir ne tarihi eser veya bilgiler vardır. Yerli ve yabancı turistler buraları da görmek bilmek isterler. Ama biz ne yapıyoruz; bir iki sene bekletip üzerine hemen bir bina oturtuyoruz!

Sonra?

“Kazandık” diyorlar tarihin üzerine “şey” yapanlar!

Hayır kazanmıyoruz! Nasrettin Hoca gibi herkes “bindiği dalı kesiyor” haberleri yok.

Kaleiçi’nin girişindeki bu yere; Kültür ve Turizm Bakanımız ve Antalya Müzesi el koymalı. Burayı ve buna benzer yerleri turizme kazandırmalıdırlar.

Turist farklı bilgileri sever.

Lütfen ilgilenin.

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres
404 Page Not Found