SON HABERLER :
Bakanlıktan stadyuma 12 milyonluk yatırım Şiddet görmeden yaşamak istiyoruz Antalya’da kadın olmak ve Antalya için öneriler… Çoban Kader'in hayali milli takım forması Büyükşehir Finike'de sulama kanalları etrafına duvar örüyor
Zaman geçerse
Antalya Ekspres

Zaman nedir hepimiz biliyoruz.

Saniye, dakika, saat, gün, hafta, ay, yıllarla ölçeriz.

Zamanın bir geçmişi, bir bugünü ve bir de gelecek olanı vardır.

Bugün gençtir ama dün yaşlıdır.

Zamanın en büyük özelliği; kendi yolunda giderken; geçtiği her şey çok hızlı bir şekilde ‘değiştirerek’ yoluna devam etmesidir.

Var olanı yok eder, olmayanı yeniden yapar.

Yaşlıyı gömerken, genç olanı yanına alır.

Mesela şu anda varsınız; ama baktığınız her şey şu andan daha önce olmuştur.

Olacaklar ise sıradadır.

ZAMAN YAŞAMIN KENDİSİDİR

Her eşyanın doğması zamanını bekler.

Zamana bağlı olmayan hiçbir şey yoktur aslında.

İnsanda, hayvanda, bitkide, eşyada anlara bölünmüş zaman aralıkları vardır.

Bugünkü bilim insanlara bunları anlatmaya çalışmaktadır.

KALEİÇİ VE ZAMAN

“Tarih” diyoruz Kaleiçi’nin çok eski geçmişinden söz ederken.

Sokaklarında gezerken sanki bir “zaman yolculuğu” yapıyoruz.

“Kimler gelmiş geçmiş, yaşamış buralarda” diyoruz.

Bugünden dünlere bakıyoruz değil mi?

Bendeniz 2000’li yıllarda girdim Kaleiçi’ne. Beni çekti ve Kale duvarları içinde korumaya, yaşamıma bir “renk” katmaya başladı.

Cansız gördüğünüz bu Kaleiçi’nin koskocaman bir ruhunun olduğunu gördüm. Duvarları yıkılıyor, evleri yakılıyor, ağaçları kesiliyor ama Kaleiçi her zaman “yeniden doğuyor” o yıkıntılar arasından!

Zamana karşı direniyor.

“Ben çok yaşamalıyım. Beni çok sevenler bana bakmalı ve beni zamanın yiyip bitirmesine izin vermemelidirler” diyor.

O diyor da duyan kim?

Eskiler kaçmışlar. Yeni gelenler de “tarih” nedir bilmiyor. Sadece “turistlerden nasıl $ ve kazanırız?” onu düşünüyorlar!

ARŞİV

Fotoğraf çekmeye “hobi” olarak başladım; ama bir tutku oldu. 1960 sonrası yıllarda başladığım “belgesel” fotoğraf çekme duygum; hâlâ devam ediyor.

Gelip geçen zamanın elinden; bu çektiğim “fotoğraflar” tek kurtarabildiklerim.

“Karantina Günleri” başlayınca; ben de uzun yıllardır bakamadığım “negatif siyah/ beyaz, renkli ve dia” filmleri “dijital” ortama aktarmaya başladım.

ZAMANI DURDURAN ANILAR

Yaşamım boyunca; ev, okul, gezi ve iş yerlerinde çektiğim fotoğraflara; bir de sanat fotoğrafçılığını eklemişim. Böylece koskocaman bir arşivim olmuş kendi çapımda.

İşte baktığım yüzlerce fotoğraf arasında beni hüzünlendiren, ağlatan fotoğraflar oldu. Bunlardan birisi de Kaleiçi’nin 2000’li yıllar sonrası çektiğim fotoğraflardaki konakların; bugün hemen hemen hiç birisinin “aynı” olmadığını görmek oldu.

Neden insanoğlu; zamanı kontrol edip onun “yıkıcı” isteklerine karşılık; “yapıcı” veya “koruyucu” bir tavır takınmıyor ki?

Eğer öyle olmuş olsaydı; bugünkü Kaleiçi’nin “dünkü Kaleiçi’nin bir aynası/aynısı olması gerekirdi!

2000 ve 2020; yirmi yılda yakılan, yıkılan bir Kaleiçi’nin en son tarihini görüyoruz.

İlginçtir Kaleiçi konakları o kadar güzel ve mimari bir şaheser olarak yapılmışlar ki; üzerinden bir asır (100 yıl) geçse bile ne yağmurdan, ne fırtınadan ve ne de depremlerden yıkılmıyorlar. Onları yıkan tek şey: içlerinde oturan bir aile olmamasıdır.

***

Kaleiçi son beş-on senedir yenileniyor gibi görünse de; dikkat ederseniz koskoca Kaleiçi’nde bir “aile” bile yaşamıyor.

Sokaklarında çocuklar maç yapmıyor, kızlar ipatlamıyor, anneler pencerelerden bakıp komşusuyla sohbet etmiyor.

Dolu gibi görünse bile “bomboş” bir Kaleiçi var!

Hâlbuki gelen turistler; böyle yerleri gezerken orada doğal bir ortam bekliyorlar.

Ama yok.

Ne var?

Otel, pansiyon, bar, meyhane, hediyelikçi dükkânları, halıcılar!

Burası “old city” yani “eski şehir” olarak tanıtılıyor.

Ama eskiden hiçbir iz yok!

Evler var!

Ama içinde oturanlar yok!

İşte turistler bu yüzden Kaleiçi’ndeki otellerde, pansiyonlarda kalmıyorlar.

Hediyelikçiden, halıcıdan alışveriş yapmıyorlar. Bir-iki sokak fotoğrafı sonra çekip gidiyorlar.

BENCE

Turizm adına eski konakları yakıp-yıkıp yeniden yapmak yerine; o eski haliyle korumalı ve içlerine aileler yerleştirip “can” vermeliyiz “can çekişen” Kaleiçi’ne!

***

Bugün ben “dünkü” fotoğraflara bakıp ağlıyorsam; “yarın” da sizler çekilen fotoğraflara bakıp;

“Dünkü Kaleiçi ne kadar güzel bir yermiş!” diyerek üzülebilirsiniz.

HAYDİ ZAMANI GEÇMEDEN DURDURUNUZ, VE KALEİÇİ’Nİ YAŞATINIZ.

 

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres