SON HABERLER :
Tatile gelir gelmez soyuldular Koronavirüs testi kuyruğu tepkisi Köpeklerde banyo sevinci Korkutan yangın kontrol altına alındı Başkan Polat’ın durumu iyi
Amerikan hegemonyası ve stratejik tercihler
Antalya Ekspres

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en başat gücü konumunda. Dünya ekonomik üretiminin neredeyse 5’te 1’ini tek başına gerçekleştiren ABD, dünyadaki toplam askeri harcamaların da 3’te1’inden fazlasını karşılıyor. Dünyanın çeşitli yerlerine yayılmış 800’den fazla askeri üssünde 150 binden fazla asker bulunduran ABD 50’den fazla ülkeyle ikili ya da çoklu müttefiklik ilişkisi tesis etmiş durumda. Askeri ve ekonomik gücünün yanında yumuşak güç endekslerinde de en tepede yar alan ABD, bütün problemlerine rağmen hala birçokinsanıngözünde gidip yaşanılacak ülke konumunda.

Maddi güç kapasitesi bağlamında ülkelerinin sahip olduğu kıskanılacakkonumuna rağmen Obama'nınbaşkanolduğu 2009 yılından bu yana Amerikalılarıdeğişik bir ruh hali bürümüş durumda. Çok kutuplu dünya düzeninin her geçen gün daha görünür olmasıyla Amerikalıların ekseriyeti ülkelerinin küresel jandarma rolü oynamasını istemiyor.Dünyanın ilk Amerikan Başkanıolduğunu iddia eden Obama’yla, dünyayı kendi kaderine terk edip uluslararası siyasete salt ekonomik çıkarlar penceresinden bakan şimdikiBaşkanTrumparasındaaslındaçok fark yok. Her ikisi de başkacoğrafyalarda ulusinşası projelerini terk edipmümkün olan en kısa sürede Amerikan askerlerini eve döndürmeyi önemseyenbaşkanlar. Obama Amerika’nın geleneksel müttefiklerinidünyasorunlarınınçözümünde daha fazla rol almaya zorlarken Çin ve Rusya gibi potansiyel rakiplerini ellerini daha fazla taşınaltınakoymalarınoktasındasıkıştırıyordu. Küreselleşmeye inanan Obama,Amerika’nın küresel sorumluluklarınıbaşkaaktörlerin daha fazla sorumluluk almaları üzerinden azaltmaya çalışıyordu. İran’la yapılan nükleer anlaşma ve Küba’yla buzların eritilmesi başka nasıl açıklanabilir ki?

Trump ise hiçbir şekildeküreselleşmeyeinanmıyor. Evrensel değerlerumurunda bile değil. Tek düşündüğüülkesinin ulusal çıkarlarınıoldukçakıskanç, kaba ve zorlayıcıyöntemlerlegerçekleştirmek... Müttefikleriniumursamadığı gibi, Rusya ve Çin gibi küresel aktörlerikarşısına almaktan çekinmiyor. KüreselleşmesürecininAmerika’dançok başta Çin olmak üzerediğerülkelerinçıkarlarına daha fazla hizmet ettiğineinanıyor. Aşırı kibirli ve kendini beğenmiştavrıyla gelenekseldiplomatikteamüllerindışınaçıkanTrumpdışpolitikasınıadeta sosyal medya hesaplarıüzerindenyürütüyor. Önemli dünya liderleri arasında twitter diplomasisini en fazla kullanan lider açık ara Trump. Ülkesinigöçmenlerekarşısınırlarına duvarlar inşa ederek korumayıdüşünenTrump, Amerikan ekonomisini de korumacı ticaret politikalarıüzerinden diriltmeye çalışıyor. Faydacılık ve pragmatizmTrump'un dünya vizyonunu şekillendiren en temel saikler. Trump’ın başkanlığında dünyanın genelindeki Amerika algısı ciddi erozyona uğramış durumda.

Hal böyle olunca Türkiye gibi orta büyüklükte olan ülkeleri bekleyen en temel zorluk Amerikan hegemonyasının giderek azaldığı ve Amerika’nın eskisi kadar küresel jandarmalıkrolünü oynamak istemediğigünümüzde en ideal dış politika stratejilerini bulup uygulamak.

Uzun yıllar Batıya endeksli bir dış politika çizgisi benimseyen Türkiye, yüzünü Batı’dan Doğu’ya çevirmeli mi? Çin ve Rusya’yla olan ikili ticari ilişkilerde Türkiye aleyhine olan dengesizlik bu ülkelerle daha da yakınlaşılması durumunda artar mı? Türkiye Batı’ya daha az bağımlı olayım derken Doğu’ya daha fazla bağımlı hale gelir mi? Stratejik otonomi peşinde koşup hem Batı hem de Doğulu aktörlerle çıkar odaklı bir çizgi takip etmek en ideal strateji mi? Doğuluaktörlerle daha da yakınlaşıp zamanla NATO üyeliğine ve AB üyelik sürecine elveda demek mi Türkiye’ninçıkarlarına daha fazla hizmet eder? Amerika’yla her geçen gün daha fazla gerilen ilişkiler karşısında Türkiye için en güvenilir liman hala Avrupa Birliği mi? Ülkeye giren doğrudan dış ekonomik yatırımların yüzde yetmişten fazlasının Avrupa’dan kaynaklandığı ve toplam ticarette Avrupa ülkelerinin payının neredeyse yüzde 50 olduğu dikkate alındığında Türkiye’nin AB üyelik sürecini geride bırakma lüksü var mı? Avrupa’ya mesafe koyalım derken bu sefer Ortadoğu bataklığına iyice saplanma riski nedir? Batıya karşı elimizi güçlendirmek adına giderek yakınlaştığımız Rusya ve Çin bizi Batı’yı bölmek için kullanıyor olmasınlar? Bölgesel ve küresel oyuncu olmaya çalışırken büyük güçler arasındaki güç mücadelesinde oyun sahasına dönüşme riski nedir? İşindeğer ve kimlik boyutu da cabası. Batılı ve Doğuluaktörlerle kurulan ilişkiler kimlik ve değerunsurları yok sayılıp salt faydacı ekonomik ve güvenlikçıkarları temelinde tanımlanabilir mi? Ülkemiz hangi kulüpte yer almalı? Hiç bir kulüpte yar almak istemiyor ve kendi yolumuzda yürümek istiyorsak bu ne derece mümkün?

Düşünmeye devam.

E-mail: tarikoguzlu@gmail.com

Twitter: @TarikOguzlu  

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres