SON HABERLER :
Koronavirüste bugün vaka sayısı bini geçti Eczanede dehşet anı Antalya çifte bayram yaşadı  ‘Önlemlerle sorunsuz geçti’ Sosyal tesislere ziyaretçi akını
NATO nereye gidiyor?
Antalya Ekspres

Bir NATO zirve toplantısı daha geride kaldı. İngiltere’nin Başkenti Londra’da buluşan NATO üyesi ülkelerin liderleri, ittifakın gündemini meşgul eden soruları tartışıp ittifakın geleceğine dair fikir alışverişinde bulundular.

Zirve sırasında ve sonrasında ortaya çıkan görüntülere bakılırsa NATO üyeleri ortak tehdit algılarına sahip olma noktasından uzaktalar. Zirve sonrası yayınlanan ortak bildiride kullanılan dil nerdeyse bütün üyeleri tatmin etmeye çalışan orta yolcu bir dil. Net ifadelerin kullanılmadığı, dileyenin istediği yöne çekebileceği esneklikte yazılan metin NATO’ya hakim olan kafa karışıklığını çok iyi yansıtmış.

Türkiye’nin beklentisi PYD terör örgütünün NATO tarafından da terör örgütü olarak kabul edilmesiyken, yayınlanan sonuç bildirisi muğlak bir şekilde terörün her türlüsüne karşı ortak hareket etme çağrısı yapıyor. Amerika’nın beklentisi Çin’in NATO tarafından öncelikli tehditlerden biri olarak kabul edilmesiyken, sonuç bildirisinde Çin’in yükselişinin ve uluslararası ilişkilerinin ortaya çıkardığı fırsatlar ve zorluklar zikredilmiş ve üye ülkeler olabildiğince ortak politikalar geliştirmeye davet edilmiş. Fransa’nın beklentisi Rusya’nın NATO’ya tehdit oluşturmadığının kabul edilmesiyken, genel kanı Putin Rusya’sının NATO’ya yönelmiş en önemli güvenlik tehdidi olduğu. Amerika, Avrupalı müttefiklerinden ulusal bütçelerinin en az yüzde ikisini askeri harcamalara ayırmasını isterken, Almanya başta olmak üzere ittifakın birçok üyesi hala bu oranın çok altında harcama yapıyor.

Zirve öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” derken bir yandan Amerika’nın liberal uluslararası dünya düzenine olan bağlılığının azaldığını diğer yandan da Avrupalı müttefiklerin kendi güvenlik çıkarlarını bundan böyle daha çok Avrupa Birliği’nin kurumsal çatısı altında gerçekleştirmeleri gerektiğini ima ediyordu. Fakat zirve toplantısı sırasında açıkça görüldü ki ne Trump Amerikası ne de kendilerini Rusya’dan kaynaklanan güvenlik tehditleri altında hisseden Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri Makron’un gözlemlerine katılıyorlar. Önceki söylemleri dikkate alındığında ABD Başkanı Trump'ın NATO'nun öneminin ve gerekliliğinin altını çizmesi dillerde garip bir tat bırakmış gibi. Gelmiş geçmiş ABD başkanları arasında NATO’nun gerekliliğini en fazla sorgulayan Trump’ın Macron'un dikkat çeken tespitleri karşısında kendini NATO’yu savunur durumda bulması gerçekten ironik bir tutum.

Bir NATO zirvesi daha geride kalırken, ittifakın geleceğine dair dile getirilen kaygılar hala geçerli. Soğuk Savaş döneminin aksine müttefikler arasında ortak tehdidin ne olduğuna dair oluşmuş bir uzlaşı yok. Amerika ve ittifakın eski komünist ülkeleri Rusya’yı tehdit görürken, Almanya ve Fransa Rusya’yla olan ekonomik ve stratejik ilişkilerini geliştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. İttifakın Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri göç olgusu ve ulusaşırı terörizmi kendileri için en önemli güvenlik tehditleri olarak görürken, Kuzey Avrupa’da yer alan müttefiklerin çoğu adeta post-modern bir cennette yaşamaya devam ediyorlar ve iklim değişikliği gibi çevresel sorunları ön plana çıkarıyorlar. İttifakın en güçlü ülkesi ABD stratejik ilgisini her geçen gün Pasifik bölgesine kaydırırken, Avrupalı müttefikler ‘ABD elini ayağını Avrupa kıtasından çekerse ne olur’un derdine düşmüş durumdalar.
 

ABD Avrupalı müttefiklerinden bir yandan güvenliğe daha fazla kaynak ayırmalarını isterken, diğer yandan da Avrupalı üyelerin NATO’dan ve dolayısıyla da ABD’den bağımsız güvenlik yapılanmaları ve yetenekleri oluşturmasını istemiyor. Beklentisi Avrupalı müttefiklerin NATO'nun çatısı ve ABD'nin stratejik liderliği altında kalmaya devam ederek güvenlik ve savunma imkânlarını iyileştirmeleri.

Yukarıda bahsedilen görüş ayrılıkları ve içsel tutarsızlıklar yetmezmiş gibi bir de NATO'nun üzerine oturduğu ortak siyasi değerlerin giderek zayıfladığını görüyoruz. Liberal demokratik değerlerin ivme kaybettiği günümüzde illiberal, popülist ve milliyetçi akımlar NATO içinde de taraftar buluyor artık. Küreselleşmenin sorgulandığı ve içe kapanmacı reflekslerin güçlendiği son yıllarda NATO'dan küreselleşmenin ve evrensel değerlerin koruyuculuğunu yapmasını beklemek çok zor.

Her geçen gün daha görünür hale gelen çokkutuplu dünya düzeninde birçok ülke gibi NATO üyeleri de çoktaraflı ve çokboyutlu dış politikalar takip ediyor. NATO gibi ikili zıtlıklar üzerine bina edilmiş, net ‘dost ve düşman’ tanımlarına sahip ortak savunma örgütlerinin bu çağda yaşayabilmeleri durmaksızın dönüşmelerine ve esnemelerine bağlı. Devamlı dönüşen ve esneyen bir NATO'nun ise ne kadar askeri bir güvenlik örgütü ne kadar siyasi bir konuşma kulübü olduğu belirsizleşiyor.

1952'den bu yana NATO'nun üyesi olan Türkiye’nin yapması gereken NATO’nun bu esneyen ve devamlı şekilde dönüşen kimliğini verili kabul edip kendi ulusal güvenliğini çoktaraflı ve çokboyutlu politikalar yoluyla sağlamaya devam etmesidir. Günümüz NATO'sundan çok fazla şey ummak ne kadar yanlış olursa müttefiklere kızıp NATO'yu terk etmek de o kadar yanlış olur. Yapılması gereken NATO içinde kalıp ittifakın politikalarını içeriden etkilemeye çalışmak ve üye ülkelerle olan diplomatik kanalları her daim açık tutmak olmalıdır. 

 

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres