SON HABERLER :
Bacağı kesilen Özge’ye silikonlu protez için 30 bin TL gerekiyor    Fırtına narenciye seralarını vurdu  Anadolu'nun ilk telsiz telgraf istasyonunu restore edilecek  39 mahalleye yeni projeler KÖK ödüllerinden eğitim katkısı
Biraz da özeleştiri mi yapsak?
Antalya Ekspres

Mesela kentlilik bilincimiz ne alemde? Bence unutmuşuz kentli olmayı falan, hatta kentli olma kavramını iğdiş etmişiz elbirliği ile. Şöyle bir çevrenize bakıverin, yaşadığımız kenti nasıl da hoyratça kullanıyoruz. Oysa kent, kendisini yönetenlerden daha çok orada yaşayanların değil midir? İşte bu nedenle de kentte yaşayan bireylerin, yaşadıkları kente özgü tutum ve davranış sergilemeleri gerekmiyor mu? Peki, yerel yönetim masum mu? Elbette değil; kentin meclisinden çıkan imar planları ile nasıl da çarpık bir yapılaşma ve betonlaşmaya imza atılmış.

***

Dedikten sonra, gelelim dünyanın ayılıp bayıldığı bir turizmin cenneti olan Antalya’ya. Bulunduğu coğrafyanın en güzel, en yaşanılası, en gözde kentine. Pazar günü, bir mimar dostla Lara’ya doğru yol alıyoruz. Kendisi yurt dışında çok sayıda mimarı projelere damgasını vurmuş bir profesyonel. Ben, Toros’ların zirvesinde günün akşama dönüşünü izliyorum. Mimar dost, Falezlerin üzerinde yükselen çok katlı lüks binalar ile yolun karşısında yer alan iki veya üç katlı binaları süzüyor.

***

Sonrasında aracı sağa çekti ve başladı anlatmaya ‘Görüyor musun kent nasıl da çarpık yapılaşmış. Çok katlı binalar önde arkada kat sayısı düşüyor. Oysa, Antalya’nın en üst bölgesinden (Kepez mi, Duacılar mı oluyor) şehre doğru ana arterler, denize dikey olarak açılmalıydı. Yapılaşma yatay olmalıydı. Yani yukarıdan denize doğru kademeli olarak kat sayısı düşürülmeliydi. Senin anlayacağın çok katlıdan az katlıya doğru. Ana arterlerin denize dikey açılması ise, hava sirkülasyonunun tüm kente yayılması açısından önemli. Antalya sıcak bir kent’ diyor mimar dost. Ama çok daha önemli olan, yani rantı atlıyor!

***

Şimdi gelelim toplum olarak kentlilik bilincini yitirmiş insan faktörüne. Peki, bu toplumun bireyleri olarak yaşadığımız güzelim kentin kıymetini yeterince biliyor muyuz? Yapılanları koruyup kolluyor muyuz, yoksa hoyratça kırıp döküyor muyuz? Bence maalesef ikinci kategorideyiz. Haydi biraz özeleştiri yapalım. Mesela, bakıyorum sokakta bulunan çöp konteynerlerinin önü arkası, sağı solu çevre sakinlerinin attığı çöp poşetleri ile dolu. Görsel kirlilik, çevre kirliliği, koku, pislik. Olmuyor işte, bu kentlilik zihniyeti olamıyor. Caddelere koyulan çöp kutularını ile kullanmayıp inadına eldeki çöpü, maskeyi, kağıt mendili her ne ise yere atan sözde kentlileriz.

***

Yine mesela, Işıklar Caddesi’nin heykelleri var. Vardı demek doğru olur. Üçkapılar’ın karşı kaldırımında Likya kültürünün günümüze uyarlanmış kız ve erkek gazeteci figürü bulunuyordu. Esprisi, sokak röportajı yapmalarıydı. Ama gelin görün ki, kızın elinden mikrofonu söküp almış, heykelin elini orasını burasını kırmış bizim sokak magandası. Derdi neyse? Kısacası, demek oluyor ki; kentte yaşayanların kentlilik bilincini geliştirebilmeleri için öncelikle kentsel yaşam kültürünün oluşturulması gerekiyor. Bireylerin sosyokültürel anlamda eğitilmelerine, kent kültürü edinmelerine ihtiyaç var. Ama bunun da okulu yok!

ANTALYA EKSPRES

Antalya’nın en iyi yerel gazetesi

Antalya EKSPRES Gazetesi 12/12/1983 tarihinde yayın hayatına başladı. Değişmeyen ilkeleri ile aralıksız yayınlanan Antalya Ekspres, tarafsız, özgür ve objektif gazetecilik anlayışını benimseyen cumhuriyetçi, yurtsever, milliyetçi, halkçı ve Atatürkçü bir gazetedir.

Tüm hakları saklıdır. 2017 © Antalya Ekspres