Hoş sohbet yazılar!

Neden bir Türk Sanat Müziği şarkımız dünya listelerine girmez?

Neden bir müzik eserimiz haftalarca listede kalmaz?

Arap/İngiliz ortak müzik yapımı var da, neden bir Türk/ABD, neden bir Türk/Fransız ortak müzik çalışması yapılmaz.

Müzik matematiğini bilen bir dostum, 'Olamaz!' dedi.

'Batı müziği notaları ile bizim notalar çok farklı. Onlar 2/4, biz 9/8 çalarız.

Batı müziği deniz, Türk Sanat Müziği deryadır.'

Türk Sanat Müziğimizde yüzlerce makam var, yazmaya kalksam işin içinden çıkamam. Sonra yabancı müziklerin sözlerine bakıyorum, bana çoğu saçma geliyor.

Anlamsız sözcükler. Sonunda bizim müziğimizin de içine ettiler.

Şimdi bir Rap furyası var. Çoğu şarkıcının ne dediğini anlamada güçlük çekiyorum.

İngilizce sözcüklerin aralarına serpiştirilmiş Türkçeye de benzemeyen ifadeler.

Bizim çok zarif sözleri olan şarkılarımız var.

Sizli, Bizli, Efendimli, Sultanımlı...

Mesela; 'Bir bahar akşamı rastladım size/sevinçli bir telaş içindeydiniz' diye başlayan o unutulmaz şarkımızın bazı sözlerinin mahkemelik olduğunu duydum.

'Rap, Hip Hop' şarkılarda küfür ve kötü söz serbest!

'Olmaz ilaç sine-i sad pareme' ile hiçbir ilacın bizi iyileştiremeyeceğini anlatırdık.

Elinden tutardık dostluğun ve İstanbul'un bütün meyhanelerini dolaşırdık. Öyle aşklar yaşardık ki, sevgili için ölüme giderdik.

'Kadehinde zehir olsa' bile vız gelirdi bize.

Bir 'Agora' meyhanemiz vardı. Onur Şenli ağabeyimizin sözleri ile 'Orada aşkların en divanesini' yaşardık, 'Dertlerin en şahanesini'...

Şimdi bakıyorum da 'Masadan eksiliyor dostlar.'

Ne eski dostlar var artık, ne de eski fasıllar.

Dilimizden sadece şarkıları koparmadılar, bizi de birbirimize düşürdüler.

'İki kaşın arasına' bile silah çatar oldu insanlar.

Bizler 'Niçin baktın bana öyle' şarkısını mırıldanırken baktığımız kişi sevgilimizdi.

O'nun 'Yeşil gözlerinden muhabbet kapardık', yani bir başka bakardık.

'Enginde yavaş yavaş günün minesi' solarken, galiba biz de soluyorduk.

Çocuklarımızı bizden aldı zalim düzen. 20 yaşındaki aslan gibi delikanlıları;

'Ham meyveyi kopardılar dalından'.

Kim başlattı bu savaşı ve kim sürdürüyor ve niye bitmiyor? Sahibi ölünce kapının önüne konulan terliklere döndük.

'Göze mi geldik biz mi unuttuk!'

Aynaların eski olması, yeni gerçekleri gizlemeye yetmiyor. Yanarak geçtik yıllarımız yanarak. Bizim de suçumuz var elbet; 'Sus, sus, sus kimseler duymasın' dedik.

Şimdi 'Kimseye etmem şikayet'.

Ben şimdi 'Küskünüm feleğe' desem, 'Derdimi ummana döksem' kimse dinlemez.

Peki, durdurabilir miyiz bu gidişi?

Eski birlik ve bütünlüğümüze kavuşabilir miyiz?

Ben umutluyum.

'Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç' dediğinizi duyar gibiyim.

Gelin, 'Sevgi dolu şu gönlümüzü' harekete geçirelim...