Gazeteci kardeşimiz Kubilay Eldemirci öldü. Apansız bir ölüm… Şaka gibi… Gamsız diye bilirdik onu. Kafaya takmaz, dert etmez, şakaya vururdu. ‘Kubi’nin Volesi’ diye bir köşesi vardı. Antalya’da gördüğüm en özgün köşe isimlerinden biriydi bu. Yazıları da özgündü elbet. Siyasete, medyaya, gündeme vole atardı. Havada yakalayıp doksana çakardı topu. Ne zaman karşılaşsak bir yerlerde gülüp geçerdik. Bu sefer gülüp geçemedik. Kubi öldü!

BİR GAZETECİYLE VEDALAŞMA
Bir gazeteciye nasıl veda edilir? Elbette yazılarıyla, haberleriyle… Eski bir yazısını zar zor buldum. 22 Ekim 2009 tarihli Kubi’nin Volesi… “Türk erkeği AB’ye nasıl girer?” diye sormuş başlıkta. Bir hafta önceki yazısında uzun uzadıya anlattığı Belçika-İsveç gezisini hatırlatarak konuya girmiş. “4 günlük süre içerisinde o kadar çok AB’li memur, bakanlık görevlisi, milletvekili ve yetkiliyle görüştük ki, artık AB ile ilgili tek bir kelime bile duymak istemiyorum. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim isterseniz. Adamlar bizi birliğe üye yapmamak için 40 dereden su getirmeye devam edecekler. Bunu peşinen bilelim ve ona göre hesabımızı yapalım” diye söze girmiş.

YILLAR ÖNCESİNDEN BİR VOLE
Sonra asıl konuya gelmiş: “Bu süre içerisinde AB uyum yasalarına şöyle bir göz gezdirdim, Türk erkeğinin AB’ye kendisini daha iyi anlatabilmesi için bir takım kolaylıklar gerekiyor (özellikle vize alırken ve pasaport kontrollerinde). Bence önce bu sorunu çözelim. Gerisi çorap söküğü gibi gelir. Ayrıca, Antalya topraklarında en az 3 yıl yaşayan bir erkeğin (dil bilmesi ve onu iyi kullanması şartı ile) Stockholm’de hiç aç (!) kalacağını düşünmüyorum. Zaten oradaki güzellikleri görünce, gönüllü lejyonerler ordusuyla biz kısa sürede AB’yi fethederiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın”.

MEDYA ALEMİNİN GÜLEN YÜZÜ
İşte böyleydi Kubi’nin voleleri. İyi insandı. Şık insandı. Pozitif insandı. Antalya medyasının gülen yüzüydü. Suratı asık görmedim hiç. O yüzden ölümü şaka gibi geldi hepimize. Oysa bir dolu derdi varmış. İçine atmış güzel kardeşim. Hüsnü Şahin ayaküstü anlattı cenazede. Gazeteci milletinin çoğu böyle… İktidarın borusunu çalanlar ihya oluyor; çalmayanlar ise sürünüyor. İktidar filan demişken, cenazede belediye başkanları pek yoktu. Sadece Menderes Dal’ı gördüm. İyi günlerinde, kötü günlerinde yanlarında oluyoruz, haberlerini takip ediyoruz, ama onlar cenazemize bile gelmiyor. Yadırgadım.