Ramazan Bayramı, paylaşmanın, dayanışmanın ve manevi huzurun doruğa çıktığı günlerdir. Oruçla geçirilen bir ayın ardından sofraların bereketi, sevdiklerimizle kucaklaşmalar, çocukların şeker sevinci, hepimizin hafızasında yer eden bayram anılarıdır. Bir bayram ruhu vardı, bizler bu ruhu kıyısından köşesinden yakalayıp tadını çıkartmasını bildik bilmesine de bu günler artık çok gerilerde kaldı. Şu an bayramın ruhunu ne kadar yaşatabiliyoruz?
Ekonomik sıkıntıların gölgesinde geçen bu bayram, birçok aile için buruk bir sevince dönüştü. Artan hayat pahalılığı, alım gücünün düşmesi ve tatil planlarının bile lüks hâline gelmesi, bayram coşkusunu sekteye uğratan unsurlar arasında. Bayram alışverişi, eskiden heyecanla beklenen bir alışkanlık iken bugün birçok kişi için lüks oldu. Çocuklara alınan bayramlıklar, geleneksel ikramlar ekonomik zorluklar nedeniyle eskisi kadar yaygın değil.
Öte yandan, teknoloji çağında bayramlaşma da değişime uğradı. Ev ev dolaşmak yerine bir mesajla bayram kutlamak sıradanlaştı. Dijitalleşmenin sağladığı kolaylıklar elbette inkâr edilemez, tek tuşla hiç uğraşmadan standart mesajlarla anında yüzlerce insanın bayramını kutlayabilirsiniz. Ama açıkçası bu bayram mesajları bana çok da samimi gelmiyor. İnsanlar akıllarına gelen insanlara gidemiyorlarsa en azından telefon açıp kendi cümleleriyle bayramlaşmalı.
Bir diğer önemli konu ise toplumsal kutuplaşmalar. Bayramlar, geçmişte kırgınlıkları unutturan, insanları bir araya getiren özel günlerdi. Ancak artık, politik ve sosyal ayrımlar bayram sofralarına dahi yansıyor. Oysa bayramın özü, hoşgörü ve birlikteliği hatırlatmaktır.
Bayramlar değişiyor ve geleneklerin yanına yeni alışkanlıklar ekleniyor. Son yıllarda klasikleşen 9 günlük tatillerin de etkisiyle popülerleşen ‘bayram tatili kaçamağı’ kavramı, bayramın aileyle geçirilmesi yerine tatil bölgelerine yönelme eğilimini artırdı. Sosyal medyanın etkisiyle bayram tatilleri, sosyal medya paylaşımlarıyla taçlandırılan birer kaçamak hâline geldi. Bayram eşittir tatil.
Bir diğer trend ise ‘dijital bayram hediyeleri.’ Geleneksel bayram harçlıklarının yerini dijital cüzdanlar ve mobil para transferleri alıyor. Hediye çekleri, online alışveriş kartları ve sanal hediyeler, yeni neslin bayramlaşma biçimlerini yeniden şekillendiriyor. Çocuklar buna bayılıyor. Oturdukları yerden el öpmeden kilometrelerce uzaktaki dededen, haladan, amcadan hesaba gelen bayram harçlıkları onların bayram ruhunu temsil ediyor.
Ayrıca bayram sabahı aile evinde yapılan ‘bayram kahvaltıları’ yerini lüks kafelerde veya otellerde düzenlenen özel bayram organizasyonlarına bırakıyor. Artık aile evleri çok tercih edilmiyor.
Değişen zamanla birlikte geleneklerin bu tarz güncellemeler alması gayet doğal ve gerekli diye düşünüyorum. Asıl önemli olan bayramın özünü unutmamaktır. Özünde hoşgörü ve birlikteliği hatırlatmaktır. Çünkü gerçek bayram gönüllerde başlar. Herkese sevdikleriyle beraber pamuk şekeri kıvamında bir bayram diliyorum. Mutlu bayramlar...